Mustafa Akkoca

YAMAN TAKIYYECI!..(4)

Baris Gurusu ve Yaman Takiyyecinin Ümmet-i Muhammed'in evladina dinini, diyânetini ögretilmesi hususunda hiç bir çabasi, gayreti olmamistir. Hâlen de böyle bir gayret ve çaba içinde degildir.



Referans olarak aldigi zât'in da böyle bir gayreti yoktu.



Kendisinin de aralarinda bulundugu; "Hürriyet, musâvat, adalet isteriz", diye diye, Selânik yahudi-mason'larinin öncülük ettigi yikici hareketler neticesi, Devlet-i Aliyye'miz yikilmis, yeni idâre pespese kararlarla eski ile yeni arasindaki bütün köprüleri yikmisti.

YAMAN TAKIYYECI!.. (3)

Ortam böylesine hazirlandiktan sonra, harcama yetkisi yalniz Bastakiyyecide olan, miktari ve cinsi de yine Bastakiyyeci tarafindan bilinen çok büyük bir likidite birikmistir.

YAMAN TAKIYYECI!... (2)

Yaman takiyyeci, bu yillarda magdur, mahkûr ve mazlum rollerini çok büyük bir muvaffakiyetle oynadi.



Yillar önceydi, Istanbul'da Bogaz'in Anadolu Yakasinda Çengelköy yakinlarinda bir yerde bir dostumuzun sünnet merâsimine dâvetliydik. Yemekler yendi, namaz kilindi, sünnet merâsimi tamamlandi. Dâvetlilerden çogu mekâni terkettiler, iki elin parmaklari kadar dâvetli ya kaldi, ya kalmadi.



Dâvet sahibi olan Hocamiz, "Akkoca, sende hem hocalik, hem de gazetecilik var, kulagin deliktir, söyle bakalim, memleketimizde neler oluyor, neler dönüyor?" dediler.

YAMAN TAKIYYECI...

Kendileri, Edirne ve Kirklareli'nde imamlik ve vâizlik yaparken, yakin arkadaslarina ve dostlarina "Ben, bu insanlarin içinde bunaliyorum, bu hizmetler bana göre degil, Memleketime dönüp, uzlete çekilecegim, belki bes on koyun alir, onlari güder, ikfâf-i nefs kadar rizkimi onlardan çikaririm diye diye.



Izmir'de, Akseki'li Ali Riza Bey'in, Imam-Hatip ve Ilâhiyat'a ögrenci yetistirme Derneginde kalip, Cum'a günleri Kestanepazari Cami'inde va'az ederken, "Sizin gibi cemâdat'a bosuna nefes tüketecegime bitli yorganima sarilip Rabbime niyaz etsem daha iyidir," derken de hep takiyye yapiyordu.

HIZBÜ'TTAHRIR VEYA HIZBÜ'TTAHRIK!...

Son günlerde bir merkezden veya bir yerlerden dügmeye basildigi anlasilmaktadir. Her veçhesiyle provakasyon kokan, bebek kâtili, bas câni yandaslarinin memleketimizin muhtelif sehirlerinde sergiledikleri igrenç ve çok tehlikeli hareketleri uzun uzun, tahlile ihtiyaç yoktur. Devletimizin bekâsi ve bölünmez bütünlügünü korumaya yeminli Silâhli Kuvvetlerimiz ve emniyet güçlerimiz elbette geregini yapacaklardir.



Ancak, bu Hizbü'ttahhir de nereden çikti!...



Hizb, Türk Dil Kurumu Sözlügüne göre; 1-Arap. Bölük, kisim. 2- Bir topluluk, bir örgüt içinde inanç ve düsünce bakimindan ayrilik gösteren yan tutmaya yönelik küçük topluluk, klik.