dünya

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)’E İTAATTEN ALIKOYAN ENGELLER

Allah Azîmüşşân Hazretleri, Kur’ân’da Peygamber Efendimiz’e itaati kesin bir şekilde emretmiştir. Bu itaatin vasıflarını ise; onu sevmek ve getirdiklerine uyup nehyettiklerinden sakınmak şeklinde açıklamıştır. “Kim Rasûl’e itaat ederse Muhakkak Allah’a itaat etmiştir.” âyetiyle de ona itaatin kendi katındaki kuvvet ve kıymetini beyan etmiştir.

Peygamberimiz’e itaat, farz olmakla birlikte Cenâb-ı Hakk’ın rıza ve yakınlığını kazanmada tek yol olunca, bu itaatin önündeki engellerin bilinmesi ve bu engellerin aşılması da bir o kadar önem arz etmektedir.

İnsanı Rasûlullah (s.a.v)’e itaatten meneden birçok engel vardır. Asıl itibariyle, birbiriyle irtibatlı ve iç içe olan bu engellerin en önemlisi ise dünya sevgisidir. Zira Rasûlullah (s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Dünya sevgisi her hatanın başıdır.”

Seri halinde devam edecek olan yazımızın bu bölümünde, Rasûlullah (s.a.v)’e itaatte insanın önünde bir engel olması bakımından dünya sevgisini işleyeceğiz.

YENİ DİN ANLAYIŞININ SACAYAKLARI

Sahih din anlayışının itaat, teslimiyet, hakka bağlılık ve bâtıldan yüz çevirme gibi temel direkleri olduğu gibi, yeni sapkın anlayışın da üzerine oturduğu temeller var. Bunların en önemli üçünü ele aldık.

Müslüman için İslâm, Kur’an-ı Hakim’de ortaya konan, Rasul-i Ekrem s.a.v. tarafından en kâmil şekilde açıklanan ve uygulanan ilke ve hükümlerdir.

Uymakla mükellef bulunduğumuz dinî hükümlerin aklî izahını hiçbir zaman yüzde yüz oranında yapamayız.

Dünya insan için bir imtihan yurdudur ve müslüman, bu imtihan anlayışı içinde dinin hükümleri arasında kolay-zor, uygun-uygunsuz, devamlı-geçici… gibi ayrımlar yapmaz. (Hükmü Fıkıh ve Usul-i Fıkıh kaynaklarında belirtilmiş bulunan hususi durumlar bu çerçevenin elbette dışındadır.) “Allah ve Rasulü bir işte hüküm verdiği zaman müslüman erkek ve kadının o işte kendi istediğini seçme hakkı yoktur.” (Ahzâb, 36).

İnsanın değeri, takvası oranındadır; takva da ilme ve marifete bağlıdır. İlimde ve takvada bizden üstün oldukları için Sahabe ve Selef kuşakları şayan-ı hürmettir.

İSLAM ALİMLERİNİN PAPAYA CEVABI

Vatikan Katolik Kiliselerinin başkanı Papa XVI. Benedict’in Almanya Regensburg Üniversitesi’nde yaptığı İslam karşıtı konuşmasına, ilk ciddi ilmi tepki, Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği’nden geldi. Âlimler Birliği’nin yaptığı açıklama, Papa’nın İslam akidesine yönelik sözlerine karşı cevapları içeriyor. Alimler, karşı sorular sorarak, bazı sorulara asıl cevap vermesi gerekenin Papalık olduğunu belirtmişler.

Buraya kısaltarak aldığımız açıklama, Arapça ve İngilizce olmak üzere iki dilde yapıldı. Metnin, Âlimleri Birliği’nin Mısır’daki ofisi tarafından Vatikan’ın Kahire temsilcisine teslim edildiği bildirildi. İslam dünyasının tanınmış İslam alimlerinden Yusuf el-Kardavi’nin başkanlığını yaptığı Uluslararası Müslüman Âlimler Birliğinin genel merkezi ise Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde bulunuyor.

Vatikan’a gönderilen metin, Âlimler Birliği’nin bünyesinde dini ve fıkıh sahalarında yetkin olan farklı İslam ülkelerinden 130 alim ve düşünür tarafından kaleme alındı. İlmi heyetin başkanlığını Prof. Dr. Hüseyin Hamid Hassan yürütüyor. Genel Başkan Yardımcılığını Prof. Dr. Ali es-Salus ile Şeyh Vehbe Zuhayli yapıyor. Birliğin Genel Sekreteri ise Prof. Dr. Salah es-Savi.

Ölüme hazırlık [Büyüklerin sözleri]

Ölmek felaket değil, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini almamak felakettir. Dünya, zıll-i zâildir, yani yok olan bir gölge, bir görüntüdür. Aynadaki görüntü gibi. Bu görüntü ahiretin görüntüsüdür. Ahirette ne var, cennet, cehennem. İbadetlerimiz, iyiliklerimiz, cennetin dünyadaki görüntüsüdür. Günahlar, kötü yerler, karanlık sıkıntılı izbe yerler de Cehennemin görüntüsüdür. Cennetlik, Cennetlik işleri, Cehennemlik olan da Cehenneme götürücü işler yapar. Demiri çürüten, kendi pası olduğu gibi, insanı Cehennemlik eden de kendi günahlarıdır. Mıknatıs demiri nasıl kendine çekiyorsa, haramlar Cehenneme, ibâdetler Cennete çeker. Kıyamette nereye gitmek istiyorsak, ona göre hazırlık yapmalıyız.

Dert ve belanın geliş sebebi

İmam-ı Rabbani hazretleri, insana belanın geliş sebeplerini sual ve cevaplarla şöyle açıklıyor:

Sual: Enbiya ve evliya, hep dert ve bela içinde yaşadı. Halbuki, Şura suresinde, (Size gelen belalar, kabahatlerinizin cezasıdır) buyuruldu. Bu ayete göre, dertlerin çokluğu, günahın çokluğunu gösteriyor. Enbiya ve evliya olmayanın, çok sıkıntı çekmesi gerekirken dostlarına, neden dert, bela veriyor? Düşmanları neden rahat ve nimet içinde yaşıyor?

Dinin Şahsi Çıkarlar İçin Kullanılması

Alimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde… dini dünyalık karşılığında sattıklarında… hükmü sattıklarında… kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, sf. 480)

Ahir zamanda öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. (Tirmizi, Zühd, 60)

Kim Kuran okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan isteyen birtakım insanlar türeyecektir. (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 9)

Dünyanın Her Yerini Karışıklık ve Kargaşaların Kaplaması

Dünya herc-ü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)

* Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana gelen fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.